ANKARA’YI DİNLEMEK

Soğuk gelir Ankara,  pusludur her daim, insanları asık suratlı ve mutsuzdur, renksizdir geceleri, sessizdir; dinlemeyene, dinlemeyi bilmeyene.

Oysa sanatın her alanında aktif olarak yer alan bir şehirdir Ankara. Sadece; bu aktiviteleri takip eden, peşinde paparazzilerin, kameramanların koşturduğu  ünlüleri yoktur. Onun için de boy boy çıkmaz magazin sayfalarına, programlarına. 

Biz biz bizeyizdir Ankara’da, biz bize çok eğleniriz. Sanıldığı kadar renksiz değildir sokaklarımız, düşünüldüğü kadar kısır değildir sanatımız. Her yaştan, her meslekten, her renkten insanımız vardır şarkılarıyla Ankara’ya hayat veren.

Adında  “amatör” denen ama “ruhu profesyonel” korolarımız vardır.  Özümüzü yansıtan şarkılar, türküler söyler Ankara. Konser sezonlarında dolar taşar salonlarımız. Hangisini seyretsem diye şaşırırsınız.

Hava soğukmuş, biz şarkılarla ısıtırız içinizi, kafanız bozukmuş ne gam şarkılarla avuturuz, sağlık sorunlarımız varmış, olsun; notaların büyüsüyle iyileştirir, hepsini şifa niyetine söyleriz.  Bir şarkıda size hitap ederiz, türküde bir başkasına. Belki de fal tuttuğunuz şarkı denk gelir başka seferinde.

Hele bir de marşlar söylemişsek coşkulu coşkulu, mutlaka Türk Bayrağı vardır elimizde. “Çıktık açık alınla, on yılda her savaştan.” diyerek coşarken yüreğimiz, tüylerimiz ürperir, gözlerimiz dolar, Ankara  sırtlarında ATA’mızı karşılar gibi hissederiz kendimizi. Seğmen’lerimiz eşlik eder notalarımıza; ağır ve vakur.

Ve bizler, her konser çıkışında mutlu ve eğlenmiş insanlar olarak, Ankara sokaklarına dağılırız.

Dinlemek isteyene çok şey, dinlemeyi bilene her şeyi söyler Ankara…                                               

Zuhal